Tekne hayatına bir kez bulaştığınızda, artık normal bir insan olmanız zordur. Karaya çıktığınızda bile palamarlar zihninizde asılı kalır. Eğer aşağıdaki belirtilerden en az üçünü yaşıyorsanız, tebrikler; siz artık iflah olmaz bir denizcisiniz!

1. Market Arabasıyla “Yanaşma” Manevraları

Süpermarkete girdiğinizde elinize o tekerlekli arabayı aldığınız an, beyniniz onu bir motor yat sanır. Koridor köşelerini dönerken “genişten alıp”, reyonların yanına sıfır yanaşmaya çalışırsınız. Karşıdan gelen başka bir müşteriyi gördüğünüzde istemsizce “iskele-iskele” (sola) geçmeye çalışır, çarpışma rotasındaysanız gözlerinizle bir “yol hakkı” sorgulaması yaparsınız.

2. Evdeki Muslukla Olan “Su Savaşları”

Misafirliğe gittiğinizde veya eve döndüğünüzde musluğu açarsınız ve… Aman Allah’ım! O ne büyük bir israf! Arkadaşınız elini yıkarken suyu açık bıraktığında sanki teknenin su tankı boşalıyormuş gibi kalbiniz sıkışır. İçinizden “Kapat şu suyu, daha duş alacağız!” diye bağırmak gelir, sonra buranın kara olduğunu hatırlar ve derin bir nefes alırsınız.

3. “Şu Rüzgar Nereden Esiyor?” Takıntısı

Karada bir restoranda masaya otururken garsona “Manzaralı olsun” demezsiniz. Sizin kriteriniz bellidir: “Rüzgarı arkama (pupa) alabileceğim bir yer var mı?” Saçınızın ucuyla veya bayraklara bakarak rüzgarın yönünü tayin etmeden asla huzur bulamazsınız. Eğer rüzgar kafadan (ora) esiyorsa, menüye odaklanmanız imkansızdır.

4. Halat Bağlama Hastalığı (Her Yerde İzbarço!)

Evde ayakkabı bağlarken, bahçe hortumunu toplarken ya da bir paket yaparken eliniz sürekli denizci düğümlerine gider. Çocuğunuzun spor ayakkabısını farkında olmadan “camadan bağı” ile bağlamış bulursunuz kendinizi. Kazağınızı asarken bile bir “kazık bağı” atma dürtüsüyle savaşırsınız.

5. Sürekli “Neta” Kalma Çabası

Evin salonunda yerde duran bir kumanda ya da sehpanın ucundaki bir bardak sizin için potansiyel bir tehlikedir. “İlk dalgada bu kesin düşer!” diye düşünür, sehpanın ortasına iter ya da sabitlersiniz. Hanım/Bey “Neden her şeyi topluyorsun?” dediğinde ise cevabınız hazırdır: “Hava sertleşirse ortalık neta olmalı!”

6. Hareket Etmeyen Zemin Rahatsızlığı

Uzun bir seyirden sonra karaya ilk bastığınızda dünya size “fazla sabit” gelir. Yatakta yatarken teknenin hafif salınımını ararsınız. Hatta bazen evde yürürken, sanki bir dalga gelmiş gibi hafifçe yanlara tutunarak ilerlediğinizi fark edersiniz. Merak etmeyin, o “deniz bacakları” (sea legs) birkaç güne geçer ama özlemi asla bitmez.


Broker Notu:

“Eğer karada bu yan etkileri yaşıyorsanız, sizin için tek bir reçete var: Denize dönmek! Bu semptomları dindirecek en iyi ilaç, temiz bir gövde ve neta bir güvertedir. Gelin, size karadaki tüm bu ‘tuhaflıkları’ unutturacak o mükemmel tekneyi birlikte bulalım.”