Karadaki denizciyi ele veren detaylara devam ediyoruz! Bunlar özellikle “İçeridekiler” (Insiders) tarafından hemen fark edilecek ve “Helal olsun, işte gerçek bir denizci!” dedirtecek detaylardır.
1. “Sürmeli” Gözler (Ufuk Çizgisi Takıntısı)
- Refleks: Bir plazada, yüksek bir binada ya da tepede olsa bile, gözü hep en uzak noktadaki ufuk çizgisine kayar.
- Detay: Şehirdeki binalara değil, gökyüzündeki bulutların tipine (Kümülüs mü, Stratüs mü?) bakıp “2 saate kalmaz hava patlar” diye kendi kendine mırıldanır.
- Mizah: Ofiste klima çalıştığında “Rüzgarı iskeleden alıyoruz, biraz trim lazım” diyerek menfezlerin yönünü değiştirir.
2. “Anahtarlık” Testi
- Refleks: Anahtarını masaya koyduğunda üzerinde dev bir mantar, sünger veya fosforlu turuncu bir plastik parça vardır.
- Gerçek: Şehirde anahtarı denize düşürme ihtimali sıfırdır ama o “yüzer anahtarlık” denizcinin kimliğidir. Karada bile anahtarın batma ihtimali onu huzursuz eder.
3. Merdiven Çıkarken “Küpeşte” Tutuşu
- Refleks: Merdivenlerden çıkarken veya inerken korkulukları (küpeşteleri) asla bırakmaz.
- Detay: Normal insanlar elleri ceplerinde inerken, denizci “her an bir dalga gelebilir” refleksiyle bir elini mutlaka sabit bir yere temas ettirir. Otobüste veya metroda ayakta dururken dengesi herkesten daha iyidir; çünkü vücudu teknenin yalpasına göre otomatik olarak “dengelemeye” (counter-balance) alışmıştır.
4. Seslere Karşı Aşırı Hassasiyet
- Refleks: Gece evde uyurken rüzgarın sesi biraz artsa veya dışarıda bir metal parçası “çın çın” diye vursa (mandar sesi gibi) anında uyanır.
- Gerçek: O ses onun için “tekne tarıyor mu?” ya da “yelken mi boşaldı?” alarmıdır. Karada olduğunu hatırlayana kadar nabzı 120’ye çıkar.
5. Alışveriş Sepeti “Manevrası”
- Refleks: Süpermarkette alışveriş arabasını kullanırken, köşeleri dönerken arabanın arkasını dışarı açtırarak döner (sanki tekne kıç attırıyormuş gibi).
- Mizah: Karşıdan bir başka alışveriş arabası geliyorsa, sancağından geçmek için otomatik olarak sağa manevra yapar ve karşıdakine “Yol hakkı bende!” bakışı atar.